Türkiye'de yapılan çalışmaların örneklemi
Sarıca ve Kamışlı 2023
242 Hekim Hekim dışı veya ayrıştırılmamış örneklem
Çalışmaların büyük bölümü tek bir hastane veya sınırlı bir klinik ortamında, çoğunlukla hekim ve hemşirelerin birlikte değerlendirildiği örneklemlerde gerçekleştirilmiştir.
Ölüm kaygısı nedir, hekimler için neden önemlidir?
Ölüm, insan yaşamının kaçınılmaz bir parçası olmakla birlikte, bireyin kendi varlığının sonlanacağına ilişkin farkındalığı farklı düzeylerde kaygıya neden olabilmektedir. Ölüm kaygısı; yalnızca ölüm anına ilişkin korkuyu değil, ölme sürecini, kontrol ve işlev kaybını, ölüm sonrasına ilişkin belirsizliği ve kişinin kendisinin ya da yakınlarının ölümüne yönelik endişeleri de kapsayan çok boyutlu bir olgudur. Hekimler ise mesleki yaşamları boyunca ağır hastalıklar, yaşamı tehdit eden klinik durumlar, hasta kayıpları, ölüm haberinin verilmesi ve yaşam sonu bakım gibi ölümün belirgin hale geldiği durumlarla doğrudan karşılaşmaları nedeniyle ölüm kaygısı açısından özellikli bir meslek grubunu oluşturmaktadır. Nitekim yaşam sonu bakımın tıbbi uygulamanın en güç alanlarından biri olduğu ve ölümle yüzleşmenin hekimlere kendi ölümlülüklerini ve insan bedeninin kırılganlığını hatırlatabileceği belirtilmektedir (1).
İletişim, karar verme ve ruhsal iyi oluş
Hekimlerde ölüm kaygısının önemi yalnızca bireysel bir duygusal yaşantı olmasından kaynaklanmamaktadır. Bu kaygının hekimin hasta ile iletişimini, yaşam sonu konuları ele alma biçimini, mesleki karar süreçlerini ve ruhsal iyi oluşunu etkileyebileceğine ilişkin bulgular bulunmaktadır. Draper ve arkadaşlarının (2019) sistematik derlemesinde, hekimlerin ölüm kaygısı ile tıbbi iletişim ve karar verme arasındaki ilişkiyi inceleyen yalnızca yedi çalışma belirlenmiş; mevcut kanıtların sayıca sınırlı, metodolojik açıdan heterojen ve genel olarak düşük nitelikte olduğu bildirilmiştir (1). Bununla birlikte bulgular, ölüm kaygısının hekimlerin özellikle yaşam sonu iletişimini ve karar verme süreçlerini daha güç deneyimlemeleri, hasta ölümünden sonra kuşku veya suçluluk yaşamaları ile ilişkili olabileceğini göstermiştir. Dolayısıyla ölüm kaygısının hekimin mesleki yaşantısından bağımsız değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir (1). Yakın dönem çalışmaları da bu ilişkinin önemini desteklemektedir. Harnischfeger ve arkadaşlarının (2023) onkologlarda gerçekleştirdiği çalışmada, daha yüksek ölüm kaygısının yaşam sonu konularında daha kaçınmacı öz bildirimli iletişim stratejileri, daha düşük öz yeterlilik ve hastaların yaşam sonuna ilişkin duygu, düşünce, hedef ve isteklerini konuşmada daha düşük güven ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (2). Bununla birlikte çalışmada ölüm kaygısı ile dışarıdan gözlemlenen iletişim davranışı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olması, ölüm kaygısının hekimin dışarıdan gözlenebilen davranışından önce onun öznel mesleki deneyimini ve içsel zorlanmasını etkileyebileceğini düşündürmektedir (2). Benzer şekilde, COVID-19 döneminde hekimlerde yapılan bir çalışmada ölüm kaygısının öznel iyi oluşu olumsuz yönde yordadığı ve bu ilişkide uyku kalitesinin aracı rol oynadığı gösterilmiştir (3).
İlişkili faktörler ve Türkiye'deki çalışmalar
Ölüm kaygısının düzeyi ve belirleyicileri konusunda ise literatürde birbirinden farklı sonuçlar bulunmaktadır. Onkoloji alanında çalışan hemşire ve hekimlerin incelendiği Alhusamiah ve Zeilani (2025) çalışmasında orta düzeyde ölüm kaygısı saptanmış; cinsiyet, mesleki deneyim, ölüm ve ölme konusunda daha önce eğitim alma ve dini inançların ölüm kaygısı ile ilişkili olduğu bildirilmiştir (4). Türkiye’de yapılan çalışmalarda hekimlerin ölüm kaygısı ve ilişkili faktörlere ilişkin farklı sonuçlar bildirilmiştir. Medin ve arkadaşları (2020), dahili kliniklerde çalışan hekimlerde ölüm kaygısının çocuk sayısı, birlikte yaşanılan kişiler ve dindarlık düzeyi ile ilişkili olduğunu göstermiştir (5). Özkırış ve arkadaşlarının (2011) 304 hekimle yaptığı araştırmada yüksek ölüm kaygısı; dahili branşlarda %47,1, cerrahi branşlarda %39,2 ve temel tıp/radyoloji grubunda %65,9 olarak bildirilmiş ve temel tıp/radyoloji grubunda cerrahi branşlara göre daha yüksek bulunmuştur (6). Yorulmaz ve Sezer (2020) çalışmasında ise hekimlerin ölüm kaygısı puanları hemşirelerden belirgin olarak daha düşük bulunurken, cinsiyet, eğitim düzeyi, algılanan gelir ve çalışma pozisyonunun ölüm kaygısıyla ilişkili olduğu saptanmıştır (7). Benzer şekilde Karaoğlu ve arkadaşları (2021) hekimlerin ölüm kaygısının hemşirelerden daha düşük olduğunu; genel örneklemde cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma ve çalışılan birimin ölüm kaygısıyla ilişkili olduğunu bildirmiştir (8). Bu farklı bulgular, özellikle hekimlere özgü ve farklı branşları kapsayan geniş örneklemli çalışmaların gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Türkiye'deki çalışmaların sınırlılıkları
Türkiye’deki mevcut çalışmalar incelendiğinde önemli bir metodolojik sınırlılık dikkati çekmektedir. Çalışmaların büyük bölümü tek bir hastane veya sınırlı bir klinik ortamında, çoğunlukla hekim ve hemşirelerin birlikte değerlendirildiği örneklemlerde gerçekleştirilmiştir. Örneğin Medin ve arkadaşlarının (2020) çalışması yalnızca bir devlet hastanesinin dahili kliniklerinde görev yapan 47 hekim ve 139 hemşireyi; Yorulmaz ve Kurt Sezer’in (2020) çalışması tek bir devlet hastanesinde çalışan hekim ve hemşireleri; Karaoğlu ve arkadaşlarının (2021) çalışması ise yine tek bir devlet hastanesindeki 116 hekim ve 164 hemşireyi kapsamıştır (5,7,8). Pandemi döneminde yapılan çalışmalarda da örneklemler çoğunlukla belirli klinikler veya farklı sağlık meslekleriyle sınırlı kalmıştır. Cerit ve Odabaş’ın (2022) COVID-19 yoğun bakım ünitesinde çalışan 156 hekim ve hemşireyle yürüttükleri çalışmada, hekimlerin ölüm kaygısı düzeyi hemşirelerden daha düşük bulunmuş, ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı olmamış; ayrıca koronavirüs anksiyetesi ile ölüm kaygısı arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır (9). Sarıca ve Kamışlı’nın (2023) farklı meslek gruplarından 242 sağlık çalışanını kapsayan çalışmasında ise ölüm kaygısının orta düzeyde olduğu ve çocuk sahibi olanlarda ölüm kaygısının daha yüksek bulunduğu bildirilmiştir (10). Bu nedenle mevcut bulguların Türkiye’de farklı coğrafi bölgelerde, farklı sağlık basamaklarında ve farklı branşlarda çalışan hekimlerin tamamına genellenmesi sınırlıdır.
Uluslararası literatür
Uluslararası literatürde de benzer bir odaklanma sorunu bulunmaktadır. Bazı çalışmalar yalnızca onkologlar gibi ölümle daha sık karşılaşan belirli uzmanlık gruplarına yönelmiş, bazıları pandemi gibi olağan dışı bir döneme özgü değişkenleri incelemiş, bazı çalışmalarda ise hekimler diğer sağlık profesyonelleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Draper ve arkadaşları (2019), hekim ölüm kaygısına ilişkin yüksek nitelikli çalışmaların az olduğunu ve farklı örneklem, ölçüm aracı ve sonuç değişkenlerinin kullanılmasının çalışmaların karşılaştırılmasını güçleştirdiğini özellikle vurgulamıştır (1). Bu durum, hekimlerde ölüm kaygısının yalnızca belirli klinik veya kriz koşullarında değil, genel hekim popülasyonunda hangi düzeyde olduğu ve hangi kişisel ve mesleki özelliklerle ilişkili bulunduğu sorusunun halen yeterince açıklığa kavuşmadığını göstermektedir.
Bu araştırmanın çıkış noktası
Bu doğrultuda çalışmanın temel problemi; Türkiye genelinde görev yapan hekimlerin ölüm kaygısı düzeylerinin ve bu kaygıyla ilişkili kişisel, sosyodemografik ve mesleki faktörlerin geniş kapsamlı bir hekim örnekleminde yeterince ortaya konulmamış olmasıdır. Mevcut çalışmaların çoğunlukla tek merkezli olması, belirli branş veya kliniklerle sınırlı kalması, hekimleri hemşireler ve diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte değerlendirmesi ve bazı çalışmaların pandemi gibi özgül koşullarda gerçekleştirilmiş olması bu araştırmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu araştırmada farklı coğrafi bölgelerde ve farklı mesleki özelliklere sahip hekimlerin birlikte değerlendirilmesi; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, ekonomik durum, mesleki deneyim, branş, ölümle karşılaşma sıklığı, ölüm haberi verme deneyimi, yaşam sonu bakım eğitimi, kişisel sağlık öyküsü, yakın kaybı ve ölümü düşünme sıklığı gibi çok sayıda değişkenin ölüm kaygısı ile ilişkisinin aynı çalışma kapsamında incelenmesi amaçlanmıştır. Böylelikle hekimlerde ölüm kaygısına ilişkin mevcut bilgi boşluğunun azaltılması ve ölüm kaygısı açısından daha fazla destek gereksinimi olabilecek hekim gruplarının belirlenmesine bilimsel zemin oluşturulması hedeflenmiştir.
Kaynaklar
- Draper EJ, Hillen MA, Moors M, Ket JC, van Laarhoven HW, Henselmans I. Relationship between physicians’ death anxiety and medical communication and decision-making: a systematic review. Patient education and counseling. 2019;102(2):266-74.
- Harnischfeger N, Rath HM, Alt‐Epping B, Brand H, Haller K, Letsch A, vd. Association between oncologists’ death anxiety and their end‐of‐life communication with advanced cancer patients. Psycho-Oncology. Haziran 2023;32(6):923-32. doi:10.1002/pon.6132
- Meher K, Mushtaq M, Fatima S. Death anxiety and wellbeing in doctors during COVID-19: The explanatory and boosting roles of sleep quality and work locality. OMEGA-Journal of Death and Dying. 2024;89(2):667-82.
- Alhusamiah B, Zeilani RS. Death Anxiety and Associated Factors Among Oncology Nurses and Physicians. Omega (Westport). Kasım 2025;92(1):44-63. doi:10.1177/00302228231174573
- Medin ŞT, Hintistan S, Özoran Y. Dahili kliniklerde çalışan hekim ve hemşirelerde ölüm kaygısının belirlenmesi. Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi. 2020;7(3):262-70.
- Özkırış A, Güleç G, Yenilmez Ç, Musmul A, Yanaş M. Hekim Tutumları Üzerine Bir çalışma: Ölüm ve Ölümcül Hastaya Yaklaşım. Dusunen Adam: Journal of Psychiatry & Neurological Sciences. 2011;24(2):89.
- Yorulmaz D, Sezer HK. Bir Devlet Hastanesinde çalışan hemşire ve doktorların ölüm kaygıları ve Etkileyen faktörlerin incelenmesi: Artvin örneği. Geleneksel ve Tanımlayıcı Tıp Dergisi. 2020;30:1-7.
- Karaoglu G, Kurcer MA, Erdogan Z. Death anxiety of doctors and nurses with levels of depression related to death and the factors affecting them. Annals of Medical Research. 2021;28(8):1572-6.
- Cerit B, Odabaş K. COVID-19 Yoğun bakımda çalışan hemşire ve hekimlerin korona virüs anksiyetesi ile ölüm kaygısı arasındaki ilişki. Samsun Sağlık Bilimleri Dergisi. 30 Aralık 2022;7(3):779-92. doi:10.47115/jshs.1137187
- Sarıca E, Kamışlı S. Pandemi Döneminde Çalışan Sağlık Profesyonellerinin Ölüm Kaygısı, İş Yaşam Kalitesi ve Motivasyonları. HUSBFD. 31 Aralık 2023;10(3):709-28. doi:10.21020/husbfd.1195134